BEDEN AVCISI -15-

Fil Ada'sından Surlariçindeki anne evine dönüşüm tam 24 saat sürmüştü. Uçaklar, aktarmalar, yolcular, hostesler, insan görmekten bıkmış pasaport kontrol memurları, sabır tüketen beklemeler, ışıklı taxfree reyonları ve dahası, jetlagın çiğneyip tükürdüğü zihnimde dönüp duruyordu. Sanki Tayland'da yaşadığım herşey bir rüyaydı ve uyanmıştım. Annem mutfakta yemek yapmakla meşgulken, ben de loş odamda uzanmış kendime gelmeye çalışıyordum.... Okumaya Devam et →

Elpidas’ın Kum Zambakları

Umut'un Gölgesinde ,  Kama Nehri Kıyısında  , Kazan'da Bir Güz Sancısı kitaplarından sonra, son kitabım Elpidas'ın Kum Zambakları  raflardaki yerini aldı... Keyifle okumanız dileğiyle 🙂 🙂 🙂      

BEDEN AVCISI -7-

Doruk'u ciddiye alma, demişti Olga, şımarık bir çocuktan farksızdır! Koltuğun diğer ucundan bana bakıp konuşmuştu. Cumartesi planımızı iptal etmiştik ve Olga Doruk'la yaşadığım kavgayı duyunca, ilk kez bekar evime gelmişti. Saat öğleye geliyordu ve yemek işini eve paket söyleyerek halletmeye karar vermiştik. Ben, benden önceki kiracılardan kalma İKEA tarzı geniş kanepenin bir ucunda, Olga ise... Okumaya Devam et →

BEDEN AVCISI -6-

Olga ile havuz başındaki buluşmamızdan sonra, yeni bir sürece girmiştik. Taktığım güneş gözlükleri mi, giydiğim pembe polo gömlek mi işe yaramıştı bilmiyordum ama o buluşma bir kırılma noktasıydı. Bana karşı her geçen gün daha yakın davranmaya başlamıştı. Düzenli olarak görüşüyorduk ve serin bir Ağustos akşam üzeri açık havada Susuzlu tiyatrosunu izlerken ilk kez elini tutmama... Okumaya Devam et →

BEDEN AVCISI -5-

Olga`yı ikinci buluşmaya ikna etmem hiç de kolay olmamıştı. Beni doğrudan doğruya reddetmiyordu. Ama "doluyum","yoğunum","o gün zor","Bilmem, belki" gibi sözlerle geçiştirip duruyordu. İki haftalık uğraşımın sonunda, bir pazar öğleden sonrası Salamis Otelin, mavi körfezi gören pool barında görüşmeye ikna oldu. Bu kez deniz kenarı bir yer planlamıştım ve denizin kadınlar üzerinde daha olumlu bir etki... Okumaya Devam et →

İblis dölü… Alıntı.

... Burası, kesinlikle birçok insanın anlayacağı manada bir meyhane değildi. Daha çok bir sığınak, kopukların hayatın kendisinden kaçıp saklandıkları bir izbeydi. Dikkate değer ve hoş olan belki de tek şey, avluyu keskin konusuyla saran feslikan çiçekleriydi. Kulağımı yan masaya verdim ve birazdan karşısına çıkacağım dayımı az da olsa tanımayı istedim. Sesi gür ve asiydi. Ancak,... Okumaya Devam et →

Tabulara yenilmiş bir aşk hikayesi…

... Aşıklar Tepesi’ndeydik. Yazın son günleriydi. Üşüten rüzgar açık camdan arabayı dolduruyordu. Şehrin ışıl ışıl ışıkları ufka kadar uzanan güzelliğiyle geceyi büyülüyordu. O gece çıkmak için aileme yalan söylemiştim. Arkadaşlarımla sinemaya gideceğimi sanıyorlardı. Yalan söylemek zorunda kalmaktan nefret ediyordum. Ama hala Onunla olduğumu bilmelerini başka türlü engelleyemezdim. İki aylık Londra sürgününden sonra ondan tamamen ayrıldığıma... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑