Elpidas’ın Kum Zambakları

Umut'un Gölgesinde ,  Kama Nehri Kıyısında  , Kazan'da Bir Güz Sancısı kitaplarından sonra, son kitabım Elpidas'ın Kum Zambakları  raflardaki yerini aldı... Keyifle okumanız dileğiyle 🙂 🙂 🙂      

Kazan’da bir güz sancısı…

Umut'un Gölgesinde ve Kama Nehri Kıyısında kitaplarından sonra, Kazanda Bir Güz Sancısı kitabım raflardaki yerini aldı. Zevkle okumanız dileğiyle 🙂 İlgili link aşağıdadır: kazandabirgüzsancısı  

Kazan’da bir güz sancısı -7-

... Yalnızlığıma geri döndüm. Haftalardır bunun asıl istediğim şey olduğunu hissediyordum. Ama yanılmıştım. Regina'yı Baykal'da bıraktıktan sonra, Kazan'a dönerken derin bir huzur duymuştum ve herşeye bıraktığım yerden aynen devam edebileceğimi sanıyordum. Oysa, o günden bir hafta sonra çıktığım ilk yalnız yürüyüşüm beklediğim gibi gitmemişti. Daha önce büyük bir haz ve dinginlik içinde geçtiğim yerler artık... Continue Reading →

Kazan’da bir güz sancısı -6-

... Kulübenin çıra kokulu sıcaklığından, köyün çamur deryası sokağına çıktık. Her iki yanımızda rengarenk kulübeler, köyün ardındaki koruluğa doğru ilerledik. Regina'nın bana verdiği dizlerime kadar gelen çizmeleri giydiğim için, yürümek daha rahattı. Soğuk rüzgar yüzümüzü tokatlamakla kalmıyor, bacalardan akıp gelen dumanı üzerimize üflüyordu. Biraz soğuktan, biraz dumandan genzim yakmaya başlamıştı bile. Sessizdik. Suçluluğun verdiği mahçubiyet... Continue Reading →

Kazan’da bir güz sancısı -5-

... Gökyüzü, grinin tüm tonlarını taşıyordu. Yüksek kızıl çam ormanın içerisinde sonu gelmez bir yolculuğa çıkmış gibiydik. Çamurdan rengini kaybetmiş bir yol önümüzde ormanın içinde kayboluncaya kadar ilerliyordu. Yolu işgal etmiş, sovyetlerden kalma eski ve döküntü kamyonlar yüzünden hızımız oldukça düşüktü. ama çok geçmeden Baykal'a varacağımızı biliyordum. Babam sessizdi. Zaten çok sohbetli olduğumuzu da söyleyemem. Genelde... Continue Reading →

Kazan’da bir güz sancısı -4-

... Annemi oturma odasında Volga'yı gören geniş pencerenin önünde, meraklı gözlerle beni beklerken buldum. Gecikmiştim, yüzüm gözüm şişmiş, soğuktan kızarmıştım ve bu annemin Rus mafyası tarafından kaçırılmış olduğumu düşünmesi için yetmişti bile. Panik biri sayılmazdı ama tek evladı, tek oğlunu kurda kuşa yedirmeye niyetli de değildi. Yüzümdeki hüznü sezip beni sonu gelmez bir soru yağmuruna... Continue Reading →

Kazan’da bir güz sancısı -3-

... Oda baştan aşağıya ahşap kaplıydı ve her yandan tavanı destekleyen kolonlar çıkıyordu. burası bir çatı katıydı ve acemi bir dekorasyonla ucuz bir pansiyon odasına dönüştürülmüştü. Girişin sağında iki kişilik bir yatak ve askılık; solunda daracık bir banyo ve tuvalete giren kapı vardı. İlerisi genişçe bir boşluktu. Ama meyilli bir şekilde alçalan tavan uzanıp dokunulacak... Continue Reading →

Kazan`da bir güz sancısı -2-

Üç hafta göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Bu sürede ilişkimiz rutin bir düzeni takip etti. Dersler bittikten sonra okul kapısından birlikte çıkıp bizi ayıran durağa kadar birlikte yürümeye başlamıştık. Yapeyeva sokağından aşağı gidip Lenin bahçesine varıyorduk. Etrafı sibirya ladeni ve çıplak akkayınlarla kaplı kara gölün etrafında kışa hazırlanan kuğuları seyredip sonra Aziz Peter ve Paul katedraline gidiyorduk.... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑