An autumnal pain in Kazan -6-

... We went out of the pine-smelling cottage to the muddy street of the village. Between colourful building, we moved towards the forest beyond the road. I could walk easier than before thanks to the high boots Regina had borrowed me. The cold wind not only froze our face but also blew all the smokes... Continue Reading →

An autumnal pain in Kazan -5-

... The sky had all tones of the grey. It was like an endless trip driving among high red pine forest. The road lost its colour because of mud was laying in front of us. Our speed was too low due to old rubbish looking Soviet-style lorries and trucks occupied narrow lines. My father was... Continue Reading →

An autumnal pain in Kazan -4-

... I found my mum with her worried eyes, in front of the wide window with the view of Volga river. I was late, my face was faded and red. Those were enough for my mum to guess that I had kidnapped by the Russian mafia. She was not someone panics easily. But She would never... Continue Reading →

An autumnal pain in Kazan -3-

... The entire room was wooden and there were columns supporting the ceiling above us. It was an attic converted to a pension after an incompetent decoration. There were a bed and a hanger on the right side of the entrance; on the left, a tiny bathroom with its narrow door. The further side of... Continue Reading →

An autumnal pain in Kazan -2-

... Three weeks past in the blink of an eye. During this time, our relationship had a stable tempo.  We started to walk together after the school until the bus stations. We were walking down the Yapeyeva Street and arriving at Lenina Garden. After watching the swans preparing for winter in the black lake covered... Continue Reading →

An autumnal pain in Kazan -1-

Respects to Regina 12/10/2014 IQ Café, Kazan It was one of my regular Sunday walks. I was not walking for a healthy life or something like as. I was 17 and without boasting, I was the fastest right wing player of high school`s football team. Just only, I liked to be on my own and... Continue Reading →

Kurai Yelga… Öykü

Kama Nehri Kıyısında kitabından alıntıdır... Ne domates fidelerini pencere önüne dizmekte olan Raphael ne de son yağmurlarla asfaltsız yolu çamur deryasına dönmüş Kurai-Yelga köyü bu ziyarete hazır değildi. Olga, köyün çam ağaçlarını çılgın gibi sallayan rüzgâra yakın bir hızla, gıcır AUDI’sinden indi, uzun topuklarının çamura saplanmasına ve köyün geniz yakan is kokusuna aldırmadan, bahçe kapısını... Continue Reading →

Kazan`da bir güz sancısı -2-

Üç hafta göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Bu sürede ilişkimiz rutin bir düzeni takip etti. Dersler bittikten sonra okul kapısından birlikte çıkıp bizi ayıran durağa kadar birlikte yürümeye başlamıştık. Yapeyeva sokağından aşağı gidip Lenin bahçesine varıyorduk. Etrafı sibirya ladeni ve çıplak akkayınlarla kaplı kara gölün etrafında kışa hazırlanan kuğuları seyredip sonra Aziz Peter ve Paul katedraline gidiyorduk.... Continue Reading →

Kazan’da bir güz sancısı -1-

  Regina`a saygıyla, 12/10/2014 IQ cafe, KAZAN ... Her Pazar sabahı, aksatmadan çıktığım yürüyüşlerden biriydi. Sağlıklı yaşam için falan yürümüyordum; henüz on yedi yaşındaydım ve abartısız lise futbol takımının en hızlı sağ açığıydım. Sadece, kendimle baş başa kalmayı seviyordum ve kalabalıklar içinde yalınız kalmaktansa, kendimle yalnız kalmayı daha çekilir buluyordum, hepsi bu! Ekim ortalarıydı. Kaban... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑