Klinik

Bembeyaz boyalı, duvarları cam ve parıltılı mermerlerden oluşan dezenfektan kokulu kliniğin kapısı açılır. Doktor, 1500 randevusuna tam zamanında gelen hastasını kapı girişinde ve ayakta karşılar. -Hoşgeldiniz Bayan Nancy! -Hoşbulduk doktor! Karşılıklı otururlar ve uzun sürecek tedavi sürecinin detaylarını konuşmaya başlarlar. -Anladığım kadarıyla sizi mutsuz eden anılarınızdan kurtulmak istiyorsunuz, doğru mu? -Evet! -Bu kötü anıların nedeni... Continue Reading →

Tabulara yenilmiş bir aşk hikayesi…

... Aşıklar Tepesi’ndeydik. Yazın son günleriydi. Üşüten rüzgar açık camdan arabayı dolduruyordu. Şehrin ışıl ışıl ışıkları ufka kadar uzanan güzelliğiyle geceyi büyülüyordu. O gece çıkmak için aileme yalan söylemiştim. Arkadaşlarımla sinemaya gideceğimi sanıyorlardı. Yalan söylemek zorunda kalmaktan nefret ediyordum. Ama hala Onunla olduğumu bilmelerini başka türlü engelleyemezdim. İki aylık Londra sürgününden sonra ondan tamamen ayrıldığıma... Continue Reading →

Hatice’nin Güncesi -3-

... Karnım daha iyi. Bugün hoca geldi. Kerevetin başına bir nuska koydu. güzel güzel dua etti. önce karnıma sonra memiklerime birşey sürdü. Gül kokulu yumuşak birşey. başımı okşadı. dua et Allah babanı an dedi. gitti. yattığım yerden kalkamadım. anam Helaya götürdü. ot kaynattı biraz. geçecekmiş. ... Bugün daha iyiyim. kerevetten kalktım. pencereden erendağına baktım. yeni beyaz noktalar... Continue Reading →

Hatice’nin Güncesi -2-

... Sabah anam tarlaya gitmedi. beni bahçeye çağırdı. iki tavuk kesip temizledik. sonra kazanda suyu kaynattı. ben bahçede oynadım. hava çok güzeldi. kaç gün geçti ilk defa bahçedeydim. dolunayın yerine bağladıkları keçiyi gördüm. kocaman kulakları var. tüyleri kızıl. ama dolunay gibi sakin değil. hiç elletmedi. Anam suyu hanaya taşıyıp beni çağırdı. leğenin içine cıbıl cıbıl oturtup yıkadı. tek... Continue Reading →

Hatice`nin Güncesi -1-

... Bugün birşey olmadı. Sabah anam tarlaya gitmeden Süloyu bana bıraktı. İki kez altını pisletti. Hepsi bu. ... Pencereden pancar tarlalarını seyrettim. Bütün köylüler ordaydı. Merkepleri de. Bizim iki merkebimiz vardı. Daha önce dolunaya ben binerdim. Beyaz tüylerini oksardım, mısır koçanıyla beslerdim. Beni odaya kapatıncalar babam dolunayı vermiş. Yerine keçi almış. Şimdi sabah taze süt... Continue Reading →

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑