BEDEN AVCISI -11-

Gan beni, Pattaya'dan uzağa, adını pembe kafalı bodur fillerinden alan tropikal bir adaya götürdü. Fil Adası, boncuk mavisi denizden dimdik yükselen kayalıklardan oluşan, heryanı otuz metreyi bulan ağaçlarla kaplı ve sivri tepelerinden tül gibi sisin eksik olmadığı bir yerdi. O gece barda uzun bir sohbete girişmiştik ve bana sandığım gibi tüm o curcunanın özünün bumbum... Okumaya Devam et →

BEDEN AVCISI -10-

"Yüzün neden gülmüyor kovboy?" Sarışın olmadığım halde beni, kot şortları ve dövmeli çıplak üstleriyle içip sapıtan Amerikalılara mı benzetmişti yoksa anlamadığım bir iltifat cümlesi mi kurmuştu bilmiyordum. Ama biramın yanına kızarmış fıstık koyarken eğilip iri memelerini omzuma dokunduran barmen kızın varlığı zihnimde kendine yer açamıyordu. Barın en köşe ve sakin sandalyelerinden birine kurulmuş, Walking Street'in... Okumaya Devam et →

BEDEN AVCISI -8-

Doruk'un bizi ayırma çabasına rağmen, Olga ile uyumlu bir çift olmuştuk. Rüzgar ikimizden yana dönmüş gibiydi ve her şey iyiye doğru gidiyordu. O günlerde petro kimya alanında çalışan bir şirkete başvurmuştum ve işe alınmam an meselesiydi. Böylece, hem bir buçuk kat daha fazla maaş alacak, hem de yanlış bir kimyasal yüzünden labaratuarda havaya uçma olasılığından... Okumaya Devam et →

BEDEN AVCISI -1-

Nisan sonuydu, günler uzamıştı ama kış yakamızı bırakmaya niyetli değil gibiydi. İçine aldığı çöl tozlarıyla kızarmış yağmur bulutları tepemizde, batmakta olan güneşin cılız ışığıyla etrafı turuncuya boyamıştı. Geniş kumsalın bir köşesine atılmış, tahtaları tuzdan sahile vurmuş balina artıkları gibi bembeyaz kesilmiş seyyar bir tribün üzerinde körfezi izliyordum. Gece basacak fırtınadan önce deniz durulmuş, cam gibi... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑