BEDEN AVCISI -9-

Surlariçinin dar ve karanlık yollarında eve dönerken ilk damlalar düşmeye başlamıştı. Karanlık gökyüzünü aydınlatan yıldırımlar ve sağanak bulutları henüz şehre yaklaşmamıştı ama arabanın içinden yaklaşan fırtınanın sesini duyabiliyordum. Aheste sürüyordum. Çünkü ertesi gün mesaisine yetişmem gereken bir işim yoktu. Cansın'ın duruşma günü Feminist Atölye'yi tam kadro mahkeme önüne dikmesi tüm kariyerimin içine etmişti. "Kadın Kadındır... Continue Reading →

BEDEN AVCISI -8-

Doruk'un bizi ayırma çabasına rağmen, Olga ile uyumlu bir çift olmuştuk. Rüzgar ikimizden yana dönmüş gibiydi ve her şey iyiye doğru gidiyordu. O günlerde petro kimya alanında çalışan bir şirkete başvurmuştum ve işe alınmam an meselesiydi. Böylece, hem bir buçuk kat daha fazla maaş alacak, hem de yanlış bir kimyasal yüzünden labaratuarda havaya uçma olasılığından... Continue Reading →

BEDEN AVCISI -2-

Doruk'u üniversiteden tanıyordum. Birinci sınıfa başladığımda o ikinci sınıftı ve dört yılın sonunda ben mezun olurken o ancak üçüncü sınıfa geçebilmişti. Onun sorunu zekayla ilgili değildi. Özel üniversitenin demirbaşı olmuş, zorunlu askerlikten kaçan, bedelli fırsatı arayan haytanın tekiydi. Okula adını, modelini dahi duymadığım klasik bir arabayla gelirdi ve üzerine hippilerle genç kominist devrimcileri andıran kıyafetler... Continue Reading →

BEDEN AVCISI -1-

Nisan sonuydu, günler uzamıştı ama kış yakamızı bırakmaya niyetli değil gibiydi. İçine aldığı çöl tozlarıyla kızarmış yağmur bulutları tepemizde, batmakta olan güneşin cılız ışığıyla etrafı turuncuya boyamıştı. Geniş kumsalın bir köşesine atılmış, tahtaları tuzdan sahile vurmuş balina artıkları gibi bembeyaz kesilmiş seyyar bir tribün üzerinde körfezi izliyordum. Gece basacak fırtınadan önce deniz durulmuş, cam gibi... Continue Reading →

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑