BEDEN AVCISI -5-

Olga`yı ikinci buluşmaya ikna etmem hiç de kolay olmamıştı. Beni doğrudan doğruya reddetmiyordu. Ama "doluyum","yoğunum","o gün zor","Bilmem, belki" gibi sözlerle geçiştirip duruyordu. İki haftalık uğraşımın sonunda, bir pazar öğleden sonrası Salamis Otelin, mavi körfezi gören pool barında görüşmeye ikna oldu. Bu kez deniz kenarı bir yer planlamıştım ve denizin kadınlar üzerinde daha olumlu bir etki... Continue Reading →

BEDEN AVCISI -4-

Olga'yı buluşmaya ikna etmem bir haftamı almıştı. Ama bunun bir başarı olduğunu söyleyemezdim. İlk buluşmayı hiçbir sebep söylemeden iptal etmişti. İkinci buluşma ise çok soğuk bir şekilde sadece yirmi dakika sürmüştü. Surlariçinde Fransız Gotik mimarisinin güzel bir örneği olan Saint Nikolas'ın gölgesinde, minimalist çizgileri göze çarpan bir kaffede buluşmuştuk. Vaktinden önce kaffeye gidip cam kenarında,... Continue Reading →

BEDEN AVCISI -3-

Olga ile üniversiteden mezun olduktan 5 yıl sonra tanışmıştım. O sıralar, ordu ihalesi almış bir teknoloji şirketinde sözleşmeli olarak çalışıyordum. Tankların zırhını tereyağı gibi eritecek yeni nesil patlayıcılar üzerinde uğraşıyorduk. Ekibin başında asker kökenli emekli bir mühendis ve ekipte kafasında 6 haneli sayıları çarpabilen iki de indigo genç vardı. Hayallerimdeki gibi ilaç ve kozmetik şirketlerine... Continue Reading →

BEDEN AVCISI -2-

Doruk'u üniversiteden tanıyordum. Birinci sınıfa başladığımda o ikinci sınıftı ve dört yılın sonunda ben mezun olurken o ancak üçüncü sınıfa geçebilmişti. Onun sorunu zekayla ilgili değildi. Özel üniversitenin demirbaşı olmuş, zorunlu askerlikten kaçan, bedelli fırsatı arayan haytanın tekiydi. Okula adını, modelini dahi duymadığım klasik bir arabayla gelirdi ve üzerine hippilerle genç kominist devrimcileri andıran kıyafetler... Continue Reading →

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑