BEDEN AVCISI -11-

Gan beni, Pattaya’dan uzağa, adını pembe kafalı bodur fillerinden alan tropikal bir adaya götürdü. Fil Adası, boncuk mavisi denizden dimdik yükselen kayalıklardan oluşan, heryanı otuz metreyi bulan ağaçlarla kaplı ve sivri tepelerinden tül gibi sisin eksik olmadığı bir yerdi.

O gece barda uzun bir sohbete girişmiştik ve bana sandığım gibi tüm o curcunanın özünün bumbum olmadığını anlatmıştı. Ön yargılı olmamamı ve ilk izlenime kanmamamı istemişti. Fakat çalıştığı işyerinden izin alıp, beni 5 günlüğüne Fil Adası’na kaçamak yapmaya ikna etmişti ve bembeyaz kumsalla mavi denize eğilmiş zarif palmiyeleri gören kiralık kulübeye girdiğimizden beridir yaptığımız tek şey sevişmekti.

Fil Adası’na adım attıktan 72 saat sonra,  dizlerim titreyerek tükenmiş halde, bedenimi Gan’dan ayırıp kendimi yatağa bıraktığımda hissettiğim tek şey boşluktu. Göğsüm hızla inip kalkarken, ter zerrecikleri alnımdan ve göğüsümden taşıp şilteye doğru akıyordu. Gözlerimi yumdum ve denizden gelip tül perdeyi aşarak içeri dolan serin havanın beni soğutmasının tadını çıkarttım. Bir yerlerden ince bir müzik duyuluyordu. Bob Marley’i andıran, Üç Minik Kuş tarzı bir şarkıydı. Şarkıya, bir an önce temizlenmek için banyoya giden Gan’ın duş sesi karışıyordu.

Gan’ın minik ellerini ve sıcak memelerini göğsümde hissettiğimde içim geçmek üzereydi. Sessizce yanıma uzanmış; üzerime yaslanmıştı. Zeytin karası gözleriyle bana bakıyordu. Hafif kavruk yüzünde çocuksu bir gülümseme vardı.

“Harikaydın…”

“Hayır Sen Kan!”-Bana bir türlü Kaan diyemiyordu-

“…”

“Hap mı alıyorsun?”

Hiç beklemediğim bir soruydu. 30ların ortasındaydım ve çok uzun zamandır bir kadına dokunmamıştım. Hatta Gan o yaşıma kadar gerçek manada beraber olduğum ikinci kadındı. O şartlarda freni boşalmış bir kamyon gibi, durmaksızının yola devam etmemin normal olduğunu sanıyordum. Ama her nasılsa barlarda turist avlayan bir hooker olan Gan’ı şaşırtmıştım.

“Yo.. Neden?”

“Bu güç?”

Bunu sorarken başını göğsümden kaldırıp bacaklarıma doğru bakmıştı. Başını kaldırınca, kavruk bir hahve çekirdeği kadar koyu meme ucu, saçlarının arasından çıkıp gözlerimin önüne gelmişti. Ona cevap vermeden üçüncü raunda başlamayı düşündüm ama ilk kez yorgunluk beni durdurdu.

“Meslek sırrı!”

“Meslek mi?”

“Kimya!”

“Yani?”

“Reaksiyon!” dedim ve o an yıllarca önce deniz kenarında Olga’ya söylediklerim zihnimde canlandı. Gan daha detaylı bir açıklama için yüzüme bakmaya devam etti.

“Yani doğru şartlarda, doğru maddeler… bütün gün içtiğimiz hindistan cevizi sütü ve tüm o ananaslar…”

Saçmalıyordum. Çünkü henüz kendimde değildim. Aslında üniversitede biokimya dersleri alırken, tropikal meyvelerde bulunan bir çok karbonlu enzimin gücü artırdığını okumuştuk ama o dozlarda mucize yaratmaları beklenemezdi.

“İlginçsin!”

Başını tamamen göğsüme dayadı ve öylece beni izlemeye başladı. Olga’dan çok farklıydı. Kadınlar bir başkasıyla kıyaslanmaktan nefret ederlerdi ama ilk kadınım olan Olga ile ikinci kadınım -hoş bir hooker a kadınım demelimiydim bilmiyordum- olan Gan arasında uçurum vardı. Olga mesafeli, kraliyet odalarında büyümüş gibi soğuk biriydi. Bununla beraber yatakta sertlikten hoşlanan kontolü karşı tarafa bırakan bir yapıdaydı. Gan’sa sempatik, teklifsiz, içten ve yatakta doğaçlama herşeyini paylaşan bir kadındı. Bunları düşünürken ağzımdan öylesine çıkıverdi.

“İngilizce’yi nerde öğrendin?”

Yüzü onu ilk gördüğüm andan beri ilk kez olumsuz bir şekilde bulutlandı. Yanlış bir soru sormuş olmalıydım.

“…”

“İyi misin Gan?”

“Terasa çıkalım mı?”

“Olur”

Gan üzerimden kalktı ve sağa sola atılmış kıyafetlerini aramaya koyuldu. Ben de daha temizlenmeden üzerime bir şort geçirirken Gan’ın çıplak bedenini seyrediyordum. Bir hooker olduğu halde, çıplak olmaktan utanır gibi, ona baktığımı sezince üzerime bir havlu savurdu. Sonra, tahta askıdan kurumakta olan yedek bikinisinin altını ve üstten Filli desenleri olan bir tişört giydi.

Küçük ahşap teras boncuk mavisi denize bakıyordu. Her iki yandan, denize doğru uzanan hindistan cevizi ağaçlarının gövdeleri uzanmaktaydı. Öğleden sonra güneşi henüz alçalmamıştı ve önümüzdeki geniş beyaz kumsalda neredeyse kimse yoktu. Çok uzakta yerli bir genç, bebek bir filin sırtında sahil boyu ilerliyordu. Cennetten bir görüntü gibiydi.

Ben terasın bir köşesindeki, hasır şezlonga uzandım; Gan da pergalonun ahşap kirişlerinden sarkan kuşyuvası salıncağın içine kıvrıldı. Gözleri mavi denize dikili, bulutlu yüzüyle tane tane hikayesini anlatmaya başladı.

-Devam Edecek-

 

BEDEN AVCISI -11-’ için 6 yanıt

Add yours

  1. Eleştiri değil ama gülücük olsun.. zihin kiminse sanki kamera gibi kayıt yapmış.. 🙂

    Soru: Bir izleyici gibi tarif etmek bir de araştırmacı gibi tanımlama yapmak eylemi geldi aklıma.. Eğer yaşayan anlatıyorsa hissettiğini bilmek isterdim.. Ne dersin buna?

    Liked by 1 kişi

  2. Stendal desem yeteri kadar aciklayici olur mu? Lutfen elestirmekten cekinme. olmamissa olmamistir. yuzlesmeyi severim. ayrica sen ve chao nun yeri cok ayri bende. severek elestirilerinizi duymak isterim.

    Liked by 1 kişi

    1. “Kadınlar bir başkasıyla kıyaslanmaktan nefret ederlerdi.” –kısmından sonra..

      “…”

      “İyi misin Gan?”

      “Terasa çıkalım mı?”

      “Olur” –bu kısma kadar..

      Buna bir bütün olarak baktığımda “Gan” erkeğine kimliği ne olursa olsun güzel bir an için emek vermiş gibi duruyor.. Erkek ise pek karşılık vermemiş gibi .. Beden avcısı başlığına uygun bir hareket görüntüsü olsa da.. Etrafı tasvir edişin çok estetik ve duyarlı.. O yüzden Gan bile boşluğa düşüp terasa çıkmış..

      Lakin bu yazı o kadar akıcı o kadar anlaşılır ve o kadar hızlı ki.. Hiç yormuyor ve bol keyif veriyor.. Eğer amaç buysa harika! (sözümü geri alırım)

      Beklentim ise bu yazının içine birde duygusal olarak katılmak.. Beden avcısı olmasına rağmen karşısındaki kişiye duygularını da veren bir karakter.. olsa ne olurdu? gibi..

      o gülücük kısmı da şeydi.. (kişisel fikrimdir) erotik yaklaşımda estetik ve kapalı bir anlatım ve tabi ki duygunun tanımlanması efsane olur.. tadından yenmez.. diğer türlüsü biraz porno ve duygusuzluk gibi gelir bana.. “zihin kiminse sanki kamera gibi kayıt yapmış” demek geldi bu yüzden aklıma.. sevişirken gözler kapanır.. sertliği, hapları ya da hindistan cevizini hatırlamayız.. Bu da “Gan’ın” terasa çıkma sebebi gibi..

      Özetlersek çok iyi hissettim. Ama yazar ile kahraman arasındaki fark bir şekilde göze çarpıyor..

      Liked by 1 kişi

      1. Öyle noktalara dokundun ki… uzun bir cevap yazmak zorundayım… ve ileriki bölümler için de spoiler vemem gerekecek… beden avcısı olan Kaan değil… aslında hala öykünün girişindeyiz… Kaan Çoğunluk Filminin ana karakteri tarzında biri… o bir ayna stendalın dediği gibi… ya da sinema sanatında Sİnema-Göz akımı gibi… erotik anlatıma gelince… ya da porno ve duygusuzluğa… Şu an için Gan barda çalışan bir hooker, Taylanda gitme şansın olsa (hoş gitmiş de olabilirsin) sexin ne kadar metalaştırlımış olduğunu birinci elden görebilirdin. Kaan gibi birinin iki gün önce tanıdığı bir hookerla ada kaçamağı yaparken ne kadar duygusal olabileceği muamma. Klasik anlatı bize erotizm duygu yüklüdür porno duygusuzdur argümanını dayatıp durdu. ben buna karşı çıkıyorum. pornodaki duygu yoğunluğu erotizmi gölgede bırakır. endüstiyel yaklaşımın ötesindeki pornodan bahsediyorum. bir kuytuda sadece 4 dakikaya sığdırılan pornodan bahsediyorum. o dört dakika tüm bir notebook filminden daha fazla duygu taşır. İnsan kendi tutkularıyla yüzleşmekten korkmasa pornoyu bu kadar küçümsemezdi. çoook derin konular dostum… ileriki bölümler daha açıklayıcı olur umarım ))) not bir 20 bölüm daha beni çekeceksiniz gibi duruyor )))))

        Liked by 1 kişi

      2. hikayeyi “Kaan’mı” anlatıyor, “Yazar” mı? çünkü benim bahsettiğim tek şey.. ikisi farklı kişiliğe sahip gibi duruyor.. sadece bu.. gerisini tahmin etmem bir bölümüyle mümkün değil.. haklısın..

        Pornografi ya da kısaca porno, cinsel anlamda tahrik etmek amacıyla insan vücudunu veya cinselliğin mahremini yansıtma. Pornografi, yazı, fotoğraf, çizim, film, animasyon veya ses gibi iletişim araçlarından herhangi birini kullanır.

        hikayenin yazarı pornografik bir dil kullanmıyor.. yumuşak bir dil seçmiş.. ve ben çok sevdim.. o yüzden hislerini çok merak ettiriyor..

        ama kahraman farklı biri gibi algılanıyor.. kahraman anlatıyorsa bu tezat yaratır..

        eğer yazar kaan ı ve gan ı anlatıyorsa okey sorun yok..

        pornografik yazmak bildiğim şuna benziyor.. okyanus tuzlu su değildir.. karnını doyurmak için ağzını açan köpek balığının içine boşalıverirsin bazen.. sonra da üzerine bir kaç cent bırakırsın.. tek fark bunu fahişe yapınca tahrik, dilenci yapınca kızgın olmandır.. o da öyle yapıyordu.. aynı an da hem gülüyor hem geliyordu.. içinden sanki bir tren geçiyordu.. aslında hepsi uzun zamandır boşalmamış olmasından, onu becermek istemememden kaynaklanıyordu.. ben de yastığa bastırdım kafasını.. başını koyduğum gibi inlemeye başladı.. vs..

        bu arada porno da duygusaldır.. öfkeli, endişe verici ve korkutucu.. ama bu yazıda ki estetik yani erotik algılanıyor.. duygu aratıyor.. o da şu kilit sorunun cevabında işte yazar mı kaan mı anlatıyor?

        yoksa kurguna tek bir sözüm yok.. çok heyecanlı ve yerinde hatta ilgi çekici.. sevdim yani..

        Liked by 1 kişi

      3. Birinci tekil şahısla hikayeyi anlatan Kaan. Hikayenin tek bir kahramanı yok. Kaan bir ayna gibi kendi dahil diğer kahramanları yansıtıyor. Pornografi tanımın tam olarak kast ettiğim endüstriel porno. porno yapay değil. insan doğasının içinden cımbızla alınıp gözümüze sokulan bir dürtünün metalaştırılmış ürünü. bir kutuda sadece 4 dakika sevişen bir çifti, kendini tüm tabulardan kurtarıp izleme şansın olsa gördüğün ne olur du? erotizm mi? porno mu? -kavram karmaşası yaşıyor olabiliriz, öznel bir tanımım var porno için- “bu arada porno da duygusaldır.. öfkeli, endişe verici ve korkutucu.. ” güzel tanım. pornonun içinde şefkat, güven, teveccüh bile olabilir diyorum ben de. Yazıdaki duygu eksikliğine gelince… bence bir hookerla yatan sıradan bir adamın duygu durumunu yeteri kadar veriyor. bakalım. beğenmene sevindim ))))

        Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: