BEDEN AVCISI -6-

Olga ile havuz başındaki buluşmamızdan sonra, yeni bir sürece girmiştik. Taktığım güneş gözlükleri mi, giydiğim pembe polo gömlek mi işe yaramıştı bilmiyordum ama o buluşma bir kırılma noktasıydı. Bana karşı her geçen gün daha yakın davranmaya başlamıştı.

Düzenli olarak görüşüyorduk ve serin bir Ağustos akşam üzeri açık havada Susuzlu tiyatrosunu izlerken ilk kez elini tutmama izin vermişti. Uzun ve sıcak sohbetlerimiz oluyordu. Bana yıllarca Ada dışında yaşamış ailesini, göçmen olarak yaşadıkları sıkıntıları, kaderin onu nasıl Ada’da geri getirdiğini anlatıyordu.

Onu tanıdığım ilk günlere göre daha güler yüzlüydü ama o gülüşün ardında hala daha gizli bir hüznün yattığını görebiliyordum. Baş başa kaldığımız anlarda, kollarını ikimiz arasında bir bariyer gibi tutup kendi bedenini sarıyordu. Ona yakın durmamı istemediğini hissediyordum. Gözlerini gözlerimden kaçırıyor, ara sıra uzaklara dalıyor ve söylediğim bazı cümleleri duymuyordu.

Öyle anlarda, onun numarasını bana veren kızın sözlerini anımsıyordum: Kalbi yaralı! uğraşma daha iyi! Olga ile daha ileri gidebilmem için aylardır taşıdığı elemin nedenini öğrenmem gerektiğini düşünüyordum. Ben sormuyordum Olga da anlatmıyordu ama havuz başındaki buluşmamızdan üç hafta sonra o hüznün nedeni gelip beni bulmuştu.

Mevsimin ilk yağmurlarının adayı sardığı bir gündü. Labaratuardaki işlerimi bitirmiş, eve dönmeyi ve Olga ile geçireceğim haftasonu için hazırlık yapmayı istiyordum. Ada’nın batısında, portokal bahçeleri ve bakir kumsallarıyla meşhur bir çiftlik evinde kahvaltı, organik tarım ve halk oyunları içerikli bir programa katılmayı planlıyorduk. Yağmurlarla doğa yeşermişti ve hava güneşli olursa harika zaman geçireceğimizi hissediyordum.

O sıralar kiralık olarak kaldığım, Şehir surlarının dışında, daha çok üniversiteli öğrencilerin kaldığı apartmanıma vardığımda, bana çok tanıdık gelen ama bir türlü anımsayamadığım klasik bir araba gördüm. Tamamen merakla gözlerimi üzerine çevirdiğimde araba gibi bana tanıdık gelen bir adamın camın ardından bana baktığını fark ettim.

Yüzü hatırlamıştım ama bir türlü ismi canlanmıyordu. Arabanın camı yavaşça aşağı indi ve adam lambadan çıkan bir cin gibi hafızamda belirdi. Doruk’tu.

“Kaan! Konuşmamız gerek! vaktin var mı?”

Daha ben konuşmadan o konuya girmişti ve yıllardır görmediğim adamın beni gelip apartmanımın önünde beklemsine mana verememiştim.

“Selam! Konu nedir?”

“Olga!”

O an içinde Olga’nın resmi olan bir çerçeve parçalandı ve camının her bir zerresi beynime saplantı. Daha hiç birşey duymamıştım ama Olga’nın kalp yarasının Doruk olduğunu anlamıştım.

“Arabaya gel!”

Sessizliğim uzun sürmüş olmalıydı ki, konuşmaya devam etti. Fazla düşünmeden arabanın önünden geçtim, klasik arabanın menevişli kolunu açıp içeriye oturdum. Koyu tabak rengi deriyle döşenmiş rahat bir iç tasarımı vardı.

Doruk yıllardır onu görmediğim halde fazla değişmemişti. Yalnız üzerindeki hippi kıyafetler gitmiş, yerine dar kesim spor ceket ve yakasız gömlek gelmişti. Bileğinde pahalı olduğu belli olan iri bir saat ve parmaklarında renkli yüzükler vardı.

Palm Beach taraflarına sürdük. Savaştan önce Şehir yat kulübü olarak kullanılan ama artık üzerine kurulduğu adacıkla beraber kaderine terk edilmiş binanın yanına park ettik. Koyu lacivert deniz, sonbahar rüzgarlarıyla denizi beyaz dalgalara boğuyordu.

Arabadan çıktık ve o tenha deniz kıyısında iki erkek, gözlerimizi birbirininkine diktik. Ona yenilmeyecektim. Henüz konuyu tam olarak bilmiyordum. Ama Doruk’la Olga arasında bir şey olduğunu anlamıştım ve sinirlerim labaratuarda havaya uçurduğumuz çelik levhalar gibi mahfolmuştu. İçin için, Olga gibi bir kızın o zübbeyle ne işi olabileceğini düşünüp duruyordum. Ama bildiğim ve kendime inkar edemediğim şey zengin erkeklerin kadınlar üzerindeki o sihirli etkisiydi.

Uzun ve yıpratıcı bir tartışmanın beni beklediğini sanıyordum. Ama Doruk, o üniversiteden aklımda kalan ukala tarzıyla yüzünü gözünü eğip doğrudan konuya girdi.

“Olga’dan uzak durmanı istiyorum!”

Kan beynime sıçramıştı ve onun sanki Olga kendi malıymış gibi ve ben ona boyun eğmeye zorunluymuşum gibi konuşması beni çileden çıkartmıştı. Doğrudan ana avrat girişmeliydim, ağzını yüzünü yamultmalıydım belki ama gizli bir korku sinirimi bastırdı ve oldukça sakin bir ses tonuyla sordum.

“Sorun ne Doruk?”

“Seni benden öc almak için kullanıyor!”

“…”

“Hala daha bana yazıyor… Mesajları görmek ister misin?”

İstemiyordum. Haftalardır kendimi bir peri masalında hissediyordum ve o züppenin bunu mahvetmesine izin vermeyecektim.

“Mesajları götüne sok!” deyip Allah ne verdiyse daldım.

Belli ki O da buna hazırlıklıydı ki, tüm hiddetiyle karşı atağa geçti.

Dakikalar süren, umutsuz ve kazananı olmayacak bir kavgaydı. Üstümüz başımız yırtılırken, kanamış dudaklarımızdan anlaşılmaz küfürler savrulurken ve Doruk yediği her darbeden sonra Olga’nın orospuluğunu yüzüme vururken zihnim donmuştu.

Peri masalı bitmişti, haftalardır peşinde koştuğum kadının artık tertemiz olmadığını hissetmiştim ve hayattan tiksinmiştim. Öyle bir an gelmişti ki, Doruktan yediğim yumruklardan zevk almaya başlamıştım. Ben de ona vuruyordum ama içimde kırılan umutlarımın sızısı daha büyüktü ve ölesiye bir acı duyarsam onlardan kurtulacağımı hissediyordum.

Herşey bittiğinde, sinirden ellerim titriyordu. Kıçımın üstüne oturmuş, dalgalar rüzgarla kıyıyı döverken Doruk’un dağılmış halde arabasına gidişini izliyordum. Bir yandan çıldırmış gibi bağırıyordu.

“GİTİŞTEOROSPUMLAEVLENEZİKİPNE!OROSPUMLA!”

O arabasıyla beni orda bırakıp giderken son sözüm manasız bir şekilde kulaklarımda çınlamıştı.

“EVLENİCEMLAANN!”

….

-Devem Edecek-

 

 

 

BEDEN AVCISI -6-’ için 6 yanıt

Add yours

  1. Merhaba, İnsana arzuladığı verilince mutlu. Arzuladığı verilmeyince fevri.
    Ego…
    Doruk, karekteri, ile Olga’nın ne yaşadığını tam olarak bilemiyoruz. Yaşadığı hiçbir şey kişiyi iyi veya kötü yapmıyor. Doruk, tavır ve anlatımıyla çok rahat Kaan ‘ı istediği kıvama getirebiliyor. Kaan ise ergen duygularıyla tepkisel davranıyor. “Kurtlarla Koşan Kadın”ı , okudun mu? Psikoterapi yoluyla, hikayeler sentezlenirken, “ olgunlaşma” sürecine gelinceye kadar, bireyin ya da “ilişkilerin” hangi aşamalardan geçtiği anlatılıyor. Okurken kitabı çok büyük keyif almıştım. Hikayeleri farklı bir bakış açısıyla değerlendirebilmek keyifli. Sanıyorum , “ Beden Avcısı” hikayesinin, biraz daha büyümesi lazım. Sevgiyle 😊

    Liked by 1 kişi

    1. kitabı not ettim; okuma sırasındaki yerini aldı 🙂 kaan şu an hala geçmişi anlatıyor. doruk ve olganın yaşadıkları ilerki bölümlerde. güzel tespit, kaan ın büyümesi gerek 🙂

      Beğen

      1. Kaan’ı büyüme süreciyle baş başa bırakırken, sayende kimse mesajlaşmayacak. 😊Nedeni ise yaşanılan anın verdiği duyguyla kişiyle bağın ne olursa olsun, mesajların “kullanılıyor” olması düşündürdü. Ayrıca, Olga isminin anlamı ne hoş. Sevgiyle 😊

        Liked by 1 kişi

      2. Olga sevdiğim bir isimdir, 70li yılların gençleri çocuklarına muhteşem isimler seciyordu, o dönemleri benden daha iyi bildiğinizi tahmin ediyorum 🙂

        Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: