Kenar Mahallede Karlı Bir Gün

Bir süredir Haldun Abi’nin garajında çıraklık yapıyordum. Babam, madem adam olmayacak bir  meslek öğrensin diyerek beni daha yarı yıl tatili gelmeden okuldan almış, ustanın yanına verişti. Derslerim gerçekten de iyi sayılmazdı ama adımın karıştığı o olay olmasa, babam belki de orta sona kadar okumama izin verirdi.

O gün beş arkadaş son iki saat olan beden dersini asıp, okulun dibindeki parkta aylaklık ediyorduk. Çok soğuk bir kışın yaşandığı o günlerde, parktaki gölet donmuş, süs ördekleri parkın kışlık bölümüne kapatılmıştı.

Biz buzun üstünde yürümeye cesaret edip edemeyeceğimizi tartışırken bir yandan da elimize geçen taşları donmuş suya atıp buzu kırmaya çalışıyorduk. Üzerinde yürüsek ve buz kırılsa bile göletin en derin yerinin bir metreyi bile geçmediğini biliyorduk. Ama hiçbirimiz o soğuk kış günü hele de okulu asmışken ıslanmayı göze alamıyorduk.

Vivaldi’nin Dört Mevsim Konçertosu’nun başarısız bir uyarlaması olan okul zili çalınca, park kısa sürede okuldan çıkan onlarca öğrenciyle dolmuştu. Bir kısmı bizim gibi buz tutmuş göletin etrafında oyalanırken bir kısmı da çoktan evlerinin ya da servis durağının yolunu tutmuştu.

O kalabalıkta gözüm yan sınıfın en güzel kızı Demet’e ilişmişti. Kendi sınıfından diğer iki kızla kolkola girmiş parkın içinden servis duraklarına doğru yürüyordu. Daha orta okul birdim belki ama Demet’in peşindeki onlarca erkekten farksız olarak ona aşıktım. Hem korkudan, hem de onca rakibim arasından nasıl sıyrılacağımı bilmediğimden benimkisi dile getirilmemiş bir sevdaydı.

Sınıfın iri sayılabilecek, kolay kolay kimsenin kavga etmeye yeltenemeyeceği öğrencilerinden biriydim ve birlikte okulu astığım kankalarım her durumda yanımda duran sert çocuklardı. Yine de Demet’e yaklaşacak cesareti kendimde bulamıyordum.

Ne olduysa kızlar yanımızdan geçerken oldu. Ben biraz da Demet’e hava atarım umuduyla büyükçe bir taşı buzun üzerine atmakla meşgülken, grubumdan Sarı Bekir kızlardan birine laf attı; kız ona cevap vereyim derken bu kez Topak Ziya işe karıştı ve saniyeler içinde laf kavgası Sarı Bekir’in kızın eteğini kaldırmasına kadar vardı.

Herşey o kadar hızlı gelişti ki, daha ne olduğunu anlamadan kızın ağlamaya başlaması; sonra  bizi nöbetçi öğretmene şikayet etmek için koşar adım gitmesi; Demet’in bana ve yancılarıma kötü kötü bakıp ağlayan arkadaşının ardına takılması bir oldu.

Nöbetçi öğretmen dert değildi ama Babam’a hiçbirşeyi izah edemeyeceğimi biliyordum. Nitekim öyle de oldu. Demet ve eteği kaldırılan Bedel ısrarla benim de suçlu olduğumu söyleyinceler, durumu öğretmenden duyan Babam, hemen o akşam cezamı kesmişti. Hem okuldan olmuş, hem de eşşek sudan gelene kadar okkalı bir dayak yemiştim.

Yüzümün gözümün şişliği bir haftada ancak geçmişti ve kendimi Haldun Abi’nin garajında çırak olarak bulmuştum. Yakında sömestr tatili başlayacaktı ve tatil sonuna doğru babamın yumuşayacağını ve beni tekrar okula göndereceğini umuyordum. Dersler elbette umurumda değildi ama belki Demet’i tekrar görebilirdim.

Bir harfiyat şirketinde yarı zamanlı ağır araç şoförlüğü yapan babam servis garajı olan Haldun Abi’yi yakından tanıyordu. Ama asıl bağları daha ben doğmadan ölen Haldun Abi’nin babası Recep Usta’ya dayanıyordu. Recep Usta iş yerinde faili meçhüle kurban gitmiş, o yüzden Haldun Abi yetişip devralana kadar garaj boş kalmıştı.

Haldun Abi otuzlarında, sert bakışlı ve uzun zarif yapılı bir adamdı. Babasının beklenmedik ölümüyle kaderi değişmiş, hiç planlamadığı bir şekilde kendini garaj işeletmecisi olarak bulmuştu. Hal tavır ve kılık kıyafetinden de o garaja ait olmadığı çok belliydi. Garaja jilet gibi ütülenmiş tertemiz kıyafetlerle girer akşamsa üstünde tek bir yağ lekesi olmadan mahallemizin çamlığa doğru çıkan yokuşunun sonundaki geniş teraslı anne evine dönerdi.

Böyle olması normaldi çünkü tamire gelmiş tek bir arabaya bile elini sürmez, tüm işleri Hakkari’den büyükşehre göçüp gelmiş Ali Usta’ya -herkes ona Kürdali derdi- yaprırırdı. Yine de Haldun Usta’nın bilgisinden kimse şüphe duymazdı çünkü Kürdali işin içinden çıkamadığında, Haldun Usta devreye girer ona ne yapması gerektiğini tarif ederdi.

İşte beni Kürdali’ye yardım etmem ve garajın ayak işlerini yapmam için yanlarına almışlardı. Sabah saat 0630da iş yerini ben açıyordum ve Kürdali gelene kadar köşe bucak heryeri süpürüp servisi yapılmış ve o gün teslim edilecek arabaların temizliğini yapıyordum. Kürdali gelince de akşama kadar onu getir bunu götür işleriyle tamir işlerine yardım ediyordum.

Haldun Abi genelde 1000 gibi garaja gelir, hızla işleri gözden geçirdikten sonra, garajın arka kısmındaki camlı yazıhanesine geçer zamanını orda geçirirdi. Bu yazıhanenin tek duvarı silme Beşiktaş posterleri ve efsane futbolcularla çekilmiş hatıra fotoğraflarıyla doluydu. Yazıhanenin tam önünde de çalıştığına hiç şahit olmadığım 57 model gece siyahı bir Lincoln dururdu. Rivayete göre bu araba Haldun Abi’nin babasına aitti ve bir zamanlar kaçak kömür işleriyle uğraşıp yaptığı servet sonra onun faili meçhüle kurban gitmesine de neden olmuştu. Doğruluğu kesin olmasa da bizim gibi kenar mahalle hayatında öyle dedikoduların sonu gelmezdi.

Diğer bir dedikodu da Haldun Abi’nin hızlı bir çapkın olduğuydu. Aslında mahalledeki tek bir kızla bile adı duyulmamıştı ama otuzlu yaşlarda varlıklı sayılabilecek boylu poslu bir erkeğin hala bekar olması başka bir gerekçeyle açıklanamazdı. Mahallenin hanım hanımcık alımlı kızlarının annelerinin onun bir gün annesiyle kapılarını çalmasını beklediği de çay sohbetlerinde konuşulan bir konuydu.

İnceden karın yağdığı buz gibi bir sabahtı. Kürdali gelir gelmez eski bir yağ varilini çalıştığımız yere yuvarlamış, odun doldurduktan sonra da ateşe vermişti. Bana da arada içine odun atıp ateşi harlı tutmamı emretmişti. Evsiz şarapçıların kullandığı o ilkel yöntemle çalıştığımız alanı ısıtmıştı.

Kürdali bir kamyonetin altına girmiş uğraşıyordu. Ben de kaputu açmış üstten elimdeki seyyar lambayla onun söylediği yeri aydınlatmaya çalışıyordum. O arada birinin garajın açık büyük kapısından girip ardımıza kadar geldiğini fark etmemiştik.

-Haldun Usta içerde mi, Ablacım?

Duyduğum sesle irkilip ardıma bakınca onu gördüm. Yirmilerinde, utangaç bakışlı, temiz yüzlü ve şık giyimli bir kadın yanmakta olan varilin yanında durmuş bana bakıyordu. Sıkıca sarındığı geniş yakalı bej pardesüsünün omuzlarına açık kumral saçları kat kat dökülmüştü ve saçlarında hala erimemiş kar taneleri duruyordu. O yaşıma rağmen kadının güzelliğinden etkilenmiş, garajın is ve motoryağı kokularına rağmen bana ulaşan parfümüyle sarsılmıştım. Ancak kekeleyebildim.

-İii çerde deiilll Abla…

-Gelir mi peki?

Sesi yumuşacık, küçük ağzından bir melodi gibi çıkıyordu.

-Bii saate ancak…

-Ziyanı yok… Bi emanet…

-IŞIĞI DOĞRU TUT LA… ÇEKO!!!! -Beni de herkes çeko diye çağırırdı-

Kürdali kamyonetin altından gürlemişti. Kadınla konuşayım derken yaptığım işi unutmuş elimdeki seyyar lambayı alakasız bir yere bırakmıştım. Lambayı düzeltip Kürdali’ye seslendim.

-Usta… Burda bir abla var…

-SEN Bİ BAH… ŞUNU BİTİREM…

Lambayı bırakıp her halinden bizim kenar mahalleye ait olmayan kadına tekrar baktım. Üstümdeki yağ lekeli tulumdan, babamın o kış soğuğuna rağmen zorla sıfıra vurduğu başımdan, Cem Karaca’nın şarkısındaki gibi utandığımı hissederek başımı eğdim. O an Demet’e olan o çocukluk aşkımı bile suçluluk duyarak sorguladım ve sessizce kaldım.

-Ablacım bi emanet bıraksam… Haldun Usta’ya verir misin?

Başımı kaldırıp yüzüne bakamadan ama o an ne istese yapmaya gönüllü halde konuştum.

-Siz… Olur… Verin…

Kadın küçük adımlarla yanıma gelip, pardösüsünün cebinden kendi gibi güzel kokulu beyaz bir zarf çıkartıp bana uzattı. Bu kez ellerimin kirinden utanıp zarfı kadının bembeyaz ellerinden aldım. Diğer eliyle hafif öne eğdiğim kel kafamın ardına dokundu ve ben iliklerime kadar titrediğimi hissettim.

-Teşekkürler Ablacım…

-…

Kadın ardını dönüp çıkışa doğru yürürken, zarfla elime bir de 1000lira tutuşturmuş olduğunu ve onun adını sormayı unuttuğumu ancak fark ettim.

-Abla… Adınız?

Bir an durur gibi oldu ve omuzunun üstünden o masum yüzüyle bana bakıp seslendi.

-Sedef deyiver…

O hızını artıran karın içinde kaybolurken onu öylece seyre daldım ve görünürden kaybolunca bana bıraktığı kokulu zarfı kutsal bir emanet gibi tulumumun iç cebine sakladım.

Haldun Abi dizlerine kadar inen siyah pardösüsü içinde garaja geldiğinde Kürdali de kamyonetle işini bitirmek üzereydi. Bujileri yenileyip motor kayışlarını değiştirmiş motoru çalıştırıp duruyorduk.

-Günaydınlar! Bunla işiniz bitti mi?

-Bitti sayılır Haldun Abi!

-Çeko! Çay getir la! içimiz dondu!

Bunu söylerken ateşten kızaran varile yanaşmış, omuzlarında ve saçlarında birikmiş karı temizlemeye girişmişti.

Yazıhane’nin arkasındaki küçük mutfağa giderken Kürdali’ye konuşuyordu.

-Öğleden sonra bir kamyonet daha gelecek… Motor gitmiş… İyi bir elden geçmesi lazım…

Tepsiye koyduğum çaylarla ateşin başına tekrar döndüğümde Kürdali’yle Haldun Abi üç hafta önceki olaylı Fener derbisini konuşuyorlardı. Kürdali futboldan çok anlamazdı ama patronu da dinlememezlik etmezdi.

-Feyyaz olmasa Fener bizi fena avlardı ha…

-Çeko…

-Çayın abi…

Tepsiyi Kamyonetin kaputuna bırakıp yanlarına yanaştım ve konuyu açtım.

-Haldun Abi…

-Söyle Çeko!

-Bi hanım abla geldi…

-Araba için mi?

-Yok…Seni sordu… Bi zarf bıraktı…

Tulumun iç cebinden zarfı çıkartıp uzattım. Zarf hala kadının kokusunu taşıyordu. Bir kez daha Demet’e olan aşkımı utanarak sorguladım ve yüzümü yere eğdim.

-Kimmiş?

-Sedef…

Haldun Abi bir an şaşırmış gibi durdu ve elinde zarf yüzünü buruşturdu.

-Sedef kim lan?

-Ben görmedim abi!

Kürdali cevap vermişti ama aslında Haldun Abi soruyu bize değil kendine sormuştu. Bir süre unuttuğu kadını hatırlamaya çalışır gibi gözlerini garajın yüksek tavanına dikti. Sonra yarım bıraktığı çayını bana uzatıp, zarfı açmadan yazıhanenin yolunu tuttu. Giderken de son talimatlarını verdi.

-Kamyonet bitince öğle yemeğine gidin… Diğer kamyonet bir gibi burda olur.

O andan, öğlen yemeği için eve gidip geldiğim süreye ve tamir için gelen diğer kamyonete giriştiğimiz ana kadar aklımda hep Haldun abi ve Sedef vardı. Aralarındaki ilişkiyi, biraz da duymuş olduğum çapkınlık dedikodularından etkilenerek çözmeye çalışıyordum. O kadar güzel bir kadını Haldun Abi’nin hatırlamaması normal mıydı diye düşünüyordum. Mesela ben, okuldan alınalı iki hafta olmasına rağmen Demet’i, onun o iri tatar gözlerini sanki karşımdaymış gibi net hatırlıyordum.

Kamyonet motorunu yerinden sökmek için hareketli vinci getirmiş, Kürdali’nin bağlantı vidalarını sökmesine yardım ediyordum. Haldun Abi uzun süredir yazıhanesinden çıkmamıştı. Normalde müşterilerle bir tek o ilgilenir, araba teslimlerini ve ödeme işlemlerini o hallederdi. Ama beceremeyeceğini bildiği halde o işleri Kürdali’ye bırakmıştı. Arada göz ucuyla ona baktığımda, ayaklarını masaya atmış, Beşiktaş posterlerini izlediğini görmüştüm. Düşünceli bir hali vardı.

Motoru söküp çay molası verdiğimizde Haldun Abi yazıhaneden çıkıp yanımıza geldi. Yüzünde garip bir ifade vardı. Zehirlenmiş gibi ama daha çok sinirli bir ifadeydi bu. Elinde zarftan çıkan parlak alacalı bulacalı bir kart tutuyordu. Önce ateşe baktı sonra sert bakışlarını üzerimizde gezdirdi.

-Böyle kadınlardan uzak dur Çeko!

Bunu söylerken elindeki kartı bana sallıyordu. Neden doğrudan bana konuştuğunu anlamamıştım ama sanki o an Haldun Abi’nin tek isteği içindekini bir şekilde dökmekti.

-Önce “seviyorum” derler…

-…

-Üç gün beş gün ‘sensiz yaşayamam’ diye ağlarlar…

-…

-Altıncı gün de ilk bulduğu adamın altına yatarlar!

-Abi…

Ama dinlemeye niyetli değildi.

-Sonra da “al bunu bir tarafına sok” der gibi sana düğün davetiyesi gönderirler!

Haldun Abi, bir tehdit parmağı gibi elinde salladığı kartı aynı hiddetle yanmakta olan varilin içine attı. Alevler o güzel kokulu kartı simsiyah bir lokmada yutarken O da ardını dönüp çıkışa doğru yürüdü.

Kürdali hiç birşey anlamadığı belli yüzüyle bana bakıyordu. Ben de çocuktum daha ama anlamıştım. Sedef evleniyordu.

Haldun Abi, garajın geniş kapısının kirişine omuzunu vermiş öylece yağan karı seyrediyordu. Uzun zarif haliyle bile yıkılmaz gibi duruyordu. İlerde bizim kenar mahallenin kırmızı kiremitli damları çoktan beyaza bürünmüş, daha uzaktaki şehrin silüeti o kör edici beyazlıkta yitip gitmişti. Biz de Kürdali’yle çaylarımızı bitirip işimizin başına döndük.

O sömestr bitiminde okula devam edemedim. Babam diğer bir semtteki şirkette işe başladığından başka bir gecekonduya taşınmamız gerekti. Beni de Haldun Abi’nin yanından alıp, Sanayi’deki bir ustanın yanına verdiler. İftirası yüzünden dayak yediğim Demet’i de bir daha hiç göremedim.

Seneler sonra, eski kenar mahallemden bir kankamla karşılaştığımızda, Haldun Abi’nin de faili meçhüle kurban gittiğini öğrendim; babası gibi kırküçünde ama ardında ne bir eş ne bir evlat bırakmadan…

 

Agios Sergios 2019

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kenar Mahallede Karlı Bir Gün’ için 22 yanıt

Add yours

      1. En azından kendi kafanda sinopsis oluşturmadan çalışmamanı tavsiye ederim. Kurgu yapıyorsun nihayetinde. Sürekli sınırda çalışmaktır kurgulamak… Naçizane bir tavsiye benimki. Dilerim ukalalık olarak görmezsin.

        Liked by 1 kişi

      2. her tavsiyen benim için çok değerli Chao, lütfen dileğin gibi söyle. üretken dönemlerim ve kısır dönemlerim var. üretkenken dönem çok kısa, yazmazsam kaybolup gidiyorlar. ama dediğini yapmaya çalışırım. teşekkürler )))

        Liked by 1 kişi

    1. Bir aksilik olmazsa bir aya kadar blogta yayinlamadigim yeni bir kac hikaye ile birlikte raflarda olacagini dusunuyorum, elpidas`in kum zambaklari adi ile. uzun zamandir yoktunuz 🙂

      Beğen

      1. Birkaç aydır kendime de dahil kapıları kapatıp herhangi bir şey yapmamak gibi bir iç suskunluk dönemi diyelim. Şu sıra özellikle fantastik öyküculer ve bunun yanında sinemanin belirgin imgelerini yazmak ya da bunlarla ilgili okumalar yapmakla meşgulüm. Çok ağır gitse de… Ama oykulerinizi gerçekten sevdim. Aslı Erdoğan’in ilk öykülerinin tadini aldim. Biraz kekremsi biraz acı. Katı gerçekçi bir yaklaşım. Merak duygusunu iyi taşıyan öyküler bunlar. Gönlünüze sağlık.

        Liked by 1 kişi

      2. Sizi kıskandım desem yalan olmaz. bazen ben de bir süreliğine herşeyden kopmak ve öyle kendi varoluş sancılarimla başbaşa kalmak istiyorum. hoş, hala beceremedim ama 😅 elbet bir gün! yazdıklarımı beğenmenize sevindim. hep bir öyküden sonra okuyucunun ne hissettiğini merak etmişimdir. şu sıralar yeni bir seriye başlamayı düşünüyorum. umarım bir iki hafta içinde ilk bölüm burda yayınlanmış olur. sinemayla ilginizin temeli ne? Aslı Erdoğan’ın çalışmalarına bakacağım, Teşekkürler 😊

        Beğen

  1. İletişim fakültesindeyim ve senaryo dersleri veriyorum. Ama bundan öncesi seçici bir film izleyicisi olmakla birlikte filmi de bir metin olarak görüyorum. Doktora konum imge olduğu için filmdeki imgeleri tek tek yakalamak istedim. Aslı Erdoğan in kabuk adam romanı özelikle oradan başla. Popülerlige dogru yol almanin tehlikelerine dikkat ederek baştaki yoğunluğunu kaybetmeneni dilerim. Selamlar.

    Liked by 1 kişi

    1. Bir kez daha kıskanıyorum bu durumda 😊 istanbul film akademi den İlker Canikligili takip ediyorum. film dunyasi üzerine görüşleri hep ilgimi çekmiştir. verdiğiniz isimleri not ettim, okuyacağım. popülerligin şu an için fazlasıyla uzak olduğunu düşünüyorum. yoğunluk aslında kontrol edebildiğim bir durum değil henüz. hayat mücadelesi icinde kendiliğinden çıkan hikayeler bunlar. hikayelerin kendi hikayeleri var kalem arkasında. ilginiz için teşekkürler. not: Chaotica adlı blog yazarını takip ediyor musunuz?

      Beğen

      1. Chaotica yı takip etmiyorum. Bakarım. Beni ekleyenleri sadece takip ediyordum ve okumuyirdum. Bencillik yapıyordum yani. Yavaş yavaş bu dünyada bildiğim isimlerin disıni okumam gerekiyor aslında. Her şeye yetisemiyorum. Mitoloji ve psikoanaliz okumaları dışında bu yeni metin anlayışına da açık olmam lazim.

        Liked by 1 kişi

      2. ben de bloggerlara karşı ön yargıliydim. ama burda çok iyi yazarlarla tanıştım. fikirlerim değişti. herseye yetişme konusunda hem fikrim. benimde kabarık bir okuma listem var ve günden güne azalacagina artıyor )))

        Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: