Büyük Veri Tanrıdır -1-

İşler iyi gitmiyordu. Kendini Steve Jobs sanan götlalesi bir yeni yetme patron bozuntusu beni işten atmıştı, Julia telefonlarıma cevap vermiyordu ve zorlukla biriktirdiğim üç beş kuruş suyunu çekmek üzereydi.

Her şeyin tepetaklak gittiği akşam ofis diye kullandığımız eski kâğıt fabrikasının damında, rahat IKEA koltuklarımıza kurulmuş biralarımızı içiyorduk. Grup sıkıydı: Ben, Thomas ve Jefry yani küçük girişimimizin yazılımcıları, Amanda ile Elen yani halkla ilişkiler, tanıtım ve benzeri ıvır zıvır işleri halleden iri göğüslü kız kardeşler ve tabi ki götsuratlı, bokçuvalı patronumuz namı diğer Oliver Bettley.

Cuma günüydü ve mesaiden sonra dışarda takılmak yerine binanın tepesinde küçük bir parti vermiştik. Hava serindi ve ağustos güneşi şehrin üzerinden aşıp okyanusta batarken ışıltılı binaları seyredip anın tadını çıkartıyorduk. Oliver dozunu kaçırdığı içkilerin etkisiyle her zamankinden daha fazla zırvalıyordu. İki artı iki artık beş değil sonsuz ediyor, bilişim insanı ölümsüzleştirecek gibi saçmalıklarla kafamızı ütülüyordu.

Oliver daha on dokuzunda avukat babasından bulduğu yüklü sermayeyle her Z kuşağı bireyinin hayalini kurduğu start-up işlerine girişmişti. Biz de paranın kokusunu alıp o dalyarağın peşine takılmıştık işte.

Birbirleriyle haberleşebilen, birbirlerinden öğrenebilen ve dahası havada birbirlerine entegre olup daha işlevsel haller alabilen dronelar/uçarmasalar üzerinde çalışıyorduk. Oliver denyosu şu ünlü Voltran filminden etkilenip onu gerçeğe dönüştürmeyi hayal ediyordu bir nevi. Altı ayı geçen çalışmalarımızda halen elle tutulur bir ürün çıkartamamıştık ama ilk örnek büyük oranda tamamlanmıştı.

Julia sürpriz yapıp çatıdaki partimize katıldığında herkesin kafası iyiydi. Bir yıldır sevgiliydik, son altı aydır da düzenli olarak şehrin varoşlarında kiraladığım tek odalı daireme kalmaya geliyordu. Latinleri andıran sevecen yüzü, zarif bedeni ve her an taşaklarımı sızlatan bir cazibesi vardı. Onunla, şehrin çoklumedya sanat müzesinde tanışmıştık. Sanatla yakından uzaktan alakam olduğundan değil elbet; her nasılsa şehrin en ateşli ve en akıllı kızları oraya takılıyordu ve orası tam bir av sahasıydı, Don Juan’lar için tabi…

Julia dama çıkan demir kapıyı açıp göründüğünde, tüm erkekler ıslık merasimine başladık. Daracık kotu ve askısız beyaz bluzu içindeydi. Güçlü bir şekilde kıskanıldığımı biliyordum. Süzülürcesine gelip, kucağıma oturduğunda ve parmaklarını uzun siyah saçlarıma geçirdiğinde, Amanda’yla Elen’in dahi memelerinin şiştiğinden emindim.

-Selam millet, dedi ıslıklar kesilince.

Ve Oliver zıvanadan çıktı.

-Ohhhh işte güzellik… Burada!

Kızın üstüne atılıp kollarını çekiştirmeye başladı. Julia bana bakıp hayretler içinde olayı anlamaya çalışırken, Oliver saçma sapan bir Tango şarkısı tutturup onu sağa sola savurmaya başladı.

-Yok mu o mehtaplı gecelerin kokusu…. Kollarında ölmeliyim bu Noel yortusu…

Bas bas bağırıp kulaklarımızın ırzına geçtiği yetmiyormuş gibi Julia’yı sıkı sıkı kavrayıp kendine çekiyordu.

Birinin bu zibidiye dersini bildirme vakti gelmişti. Alkol şişede durduğu gibi durmazdı elbet ama o sikkafa patronluk egosuyla benim kadınıma istediğini yapabileceğini sanıyordu. Hızla yerimden kalkıp sağ yumruğumu ardıma dek gerdim.

-Yok mu o mehtaplı gecelerin…. Aooauuaah!

Tam ince uzun burnunun üst dudağıyla birleştiği yere güçlüce geçirdim. Aynı anda sol yumruğumu da hazırladım ama olay bitmişti bile. Jefry iri gövdesiyle yerinden fırlayıp aramıza girdi. Julia Oliver’in burnundan üzerine fışkıran kanla şok olmuş geriye doğru yürüyordu. Amanda Oliver’e iri memelerini dayamış yüzüne ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Thomas da doğrulmuş, sakin olmamız için bir şeyler geveliyordu. Tüm her şey saniyeler içinde olduğundan bir çeşit şok içindeydim. Sinirli değildim aslında hatta içtiğim biraların bile etkisi tam tesir etmemişti. Ayrıca kıskanç bir adam da olduğum söylenemezdi.  Ama olmuştu işte, saniyeler içinde bir yumruk ve gece bokasarmıştı.

İlk şoku atlatan Julia yanıma gelip dırdıra başladı.

-Naptın… Sadece dans ediyordu… Delirdin mi?  Sana söylüyorum!

Araya Thomas’ın sözleri karışıyordu.

-Saçmaladın dostum! Öldürecek misin adamı!

Oliver de götüstü düştüğü yerde bağırıyordu. Patlayan dudağı kelimelerin anlaşılmasını engelliyordu.

-Orrssspppcooocuuuu… kvooooyyrrmmm seniiii!

Bir anda sağ el parmaklarımın ağrıdığını hissettim. Elime baktım parmaklarım kızarmıştı. O arada Julia iki eliyle beni sarsıyor, Oliver’e yaptığımın hesabını sormaya çalışıyordu.

-Manyak mısın! Sadece dans!

İşte o an çileden çıktım. Sanki o götleğin hiç suçu yokmuş gibi bana çıkışmaları sabrımı taşırdı. Belki de o kadar sert çıkmamalıydım ama haklı olduğumu düşünüyordum.

Herkesle ardı ardına göz göze geldim, Amanda’nın Thomas’ın ve hatta Julia’nın bana bakan suçlayıcı gözlerini gördüm. Oliver pezevengi de hala bana oturduğu yerden saydırmayı sürdürüyordu.

-Eeeee siktirip gidin hepiniz!

Dedim ve ardımı dönüp merdiven kapısına doğru yürüdüm. İçin için Julia’nın ardımdan gelmesini beklemiştim ama kanlar içinde kalan Oliver artığının üzerine çömelmiş yarasına bakıyordu. Ben giderken ardımdan bağırmayı da ihmal etmemişti.

-Cehenneme git Antuan!

O gece hiç umduğum gibi gitmemişti. Julia’nın sürprizine sevinmiştim aslında. Partiden sonra daireme gidip tükenene kadar yatağın sustalarını titretebilirdik. Gecenin kahramanı bendim ve ben olacaktım. Ama sefalet içindeki varoşlardaki daireme yalnız dönüp, sağ el parmaklarım zedelendiği için sol elimle otuz bir çekip yatıp zıbarmak zorunda kalmıştım sonunda.

O hafta sonunu evde, Julia’yı arayarak ve ıvır zıvır işlerle uğraşarak geçirdim. Bir yandan bir polis arabasının da gelip gelmeyeceğini merak ediyordum. Oliver yüreksizinin beni polise şikâyet edeceğinden adım gibi emindim. Diğer yandan yasalardan da anladığım yoktu ve polis gelirse kendimi mahkemede nasıl savunabileceğimi bilmiyordum. Bana ettiği küfürler sayesinde yırtabilirdim belki. Kim bilir. Ama her nasılsa beni arayan soran olmadı.

Uçarmasaların tüm yazılım kodları elimdeydi ve yedekleme sistemlerini sonsuza dek yakacak anti kodları da biliyordum. Oliver pisliği beni hapse tıktırmaya çalışırsa o kodları bozacaktım. Jefry ve Thomas benim kadar yazılımlara hâkimdi ama projelerini en az bir sene geciktirebileceğimi biliyordum. Tüm bunları düşünürken içim hınç doluyordu ve birkaç yumruk daha atmam gerektiğini hissediyordum.

Beni asıl düşündüren Julia’ydı. O hafta sonunu dairemde yalnız geçirdikten sonra, onu görmek için çalıştığı ofisin bulunduğu siyah camlı gök delene gittim. Her zaman olduğu gibi kendimi, götü göbeği salmış polis emeklisi güvenlikçilerin sert tavırlarıyla karşı karşıya buldum. Julia beni görmemekte kararlı gibiydi. Çünkü herifçioğlu birkaç telefon açtıktan sonra, içeriye girmeme izin vermedi. Ben de her şeyi zamana bıraktım. Sinirleri yatışırsa beni arar diye ümit ettim, için, için aramayacağını hissederek…

Param bitmeden bir iş bulmalıydım. Julia’yı ziyaret ettiğim günün akşamı, LinkenIn de saatlerce bana uygun bir yazılım şirketi aradım durdum. Şanslıydım, bilişim sektörü o kadar hızlı gelişiyordu ki hesap makinesi heklemeyi bilen herkesi yazılımcı diye işe alacak bir sürü şirket bulunuyordu.

Gözüme siber güvenlik alanında çalışan birkaç şirketi kestirdim ve uçuk kaçık, yalan dolan onlarca detayın yazılı olduğu özgeçmişimi gönderdim. Siber güvenlikçiler genelde bankalarla çalışırdı ve paranın kaynağı onlardaydı. Son deneyimim on dokuz yaşında yeni yetme denyoların vereceği üç beş kuruşla uğraşmaya değmediğini göstermişti.

Önümde yepyeni bir dünya vardı; onun için sadece beklemem gerekliydi.

…..

kapak fotografı:http://bigdatapage.com/cyber-security-apache-metron-and-storm/

Büyük Veri Tanrıdır -1-’ için 2 yanıt

Add yours

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: