İblis dölü… Alıntı.

Burası, kesinlikle birçok insanın anlayacağı manada bir meyhane değildi. Daha çok bir sığınak, kopukların hayatın kendisinden kaçıp saklandıkları bir izbeydi. Dikkate değer ve hoş olan belki de tek şey, avluyu keskin konusuyla saran feslikan çiçekleriydi.

Kulağımı yan masaya verdim ve birazdan karşısına çıkacağım dayımı az da olsa tanımayı istedim. Sesi gür ve asiydi. Ancak, o kadar dengesiz alçalıp yükselen bir temposu vardı ki, duyduğum kelimeleri anlamam zaman alıyordu.

  • Kasımdı! Bir Pazar sabahı, saplantılı bir şekilde âşık olduğum bir kızla, İzmir Konak metrosundayız! Kız en yakın arkadaşıma âşık, en yakın arkadaşım onun en yakın arkadaşına âşık! O kız ise üniversiteli bir gence… Yaş on yedi… Hormonla allak bullak olmuşum!

Durdu ve bir şeyler hatırlamak ister gibi gözlerini boşluğa dikti. Sol eli sıkıca yarı dolu rakı bardağını kavramıştı. O zaman masada, meze manasında doğru düzgün bir şey olmadığını gördüm. Tekrar konuşmak için dudaklarını araladığında, üst ve alt arka dişlerinin olmadığını fark ettim. Kayıp dayımın hayallerimdeki haliyle hiç alakası olmayan bir imgeydi bu.

  • Kızı kendime çekiyorum, sarılsın diye. Arkadaşımı değil, beni sevsin diye. Şefkate susamışlığımı gidersin diye! İtiyor beni kız; arkadaşıma duyduğu aşkın hiddetiyle! Dönüp gidiyorum. Ne gurur kalmış ne erkeklik! Önce dolmuş taksiye, oradan otogara! Ver elini Balıkesir!

Sustu ve yüzünü aptalca bir hal alana kadar buruşturdu. Bardağı tutan ince parmaklı ellerindeki damarlar parlayacakmış gibi şişmişti. Güçlü bir ses tonuyla devam etti.

  • S.kmişim dünyasını diyorum, lisesini, yatılısını, düzenini, sistemini… Tutunmaya çalıştığım her şeyi! Sefil ve onursuzca! Ablamın bir arkadaşını arıyorum. Kız her şeyden habersiz. Erkek arkadaşı gelip alıyor beni. Kendimi gecekondudan bozma bir öğrenci evinde buluyorum. Havada kömür ve rakı fabrikasından gelen anason kokusu var. Kafam sersem, korku ve hiçlik içime sinmiş!

Bir es daha verdi ve gözlerini kapattı. Aynı anda masa arkadaşı içkisini tazelemeye koyuldu.

  • Önce üniformadan kurtuluyoruz. Bana büyük gelen kıyafetlerini veriyor. Sonra kebapçının birinde: “ ne yaparsan yap, bedel öderken başını eğme!” diyor. Solcuymuş meğer, sokak arasında öldüresiye dövülenlerden! Kız geliyor! Kadın işte! Öyle bir yaratık! Acıyı sezip tenini yaraya basıyor. Beni sarıyor! “Geçecek!” diyor, “Şimdi dinlen!”. Sonrası basit! Balıkesir’de, askerden kaçak, temiz çarşaflar içinde, ılık bir odada, geleceğimin ne olacağından habersiz, derin bir uyku…

Gözlerini açtı ve yanındaki adamla kadehlerini tokuşturdular.

  • Esgilere Gumandan!
  • Esgilere!

O zaman, sezgilerimin dayımın kim olduğu konusunda yanılmadığını anladım. Bakışlarını iç avluda bir şeyler arar gibi gezdirdi. Ama bir hayaletmişim gibi, varlığımı fark etmedi bile.

  • Sabah uyandırılıyorum. İzimi bulmuşlar! Bölük komutanı inzibatlarla beni almaya gelmiş. Rehber öğretmenle tüm gece yol tepip kızın evine gitmişler polisle. Oysa ben solcu gencin evinde! Alelacele toplanıyoruz. Askeri bir birlikte buluşmak üzere anlaşıyoruz. Nerden gelmiş? Kim? Bilmiyorum, yanımda bir kız! Ellerimi sıkıca tutuyor. Korkma diyor, bir şey olmaz diyor. Şimdi adını bile hatırlamıyorum. Ama sıcaklığını içime işliyor.
  • Bölük komutanı sinirli! Rehber öğretmen kapkara bakışlarıyla tepkisiz… Geri dönüş yoluna başlayacağımız andan hemen önce, kız beni sarıyor. Bambaşka! Salt şefkat; kaçak gittiğim, bilmediğim bir şehirde, tanımadığım bir kızın kollarında, o kızsa bir başka erkeğe ait… Ve dönüyoruz… Hayat devam ediyor…

Tüm masa, bir anda sessizliğe büründü. İlgimi dayıma vermiş anlattıklarını kavramaya çalışıyordum. Aynı zamanda, aslında bana ne kadar yabancı bir insan olduğunu da anladım. Ortak bir geçmişimiz olmayınca, bu normal bir durumdu sanırım.

  • Öyle dostum! Bazen insan, cennetin kapısından sızan ışığı görüyor, yaşarken. Kısacık sürüyor o an, ama körlüğü ömür boyu sürüyor…

İblis dölü… Alıntı.’ için 9 yanıt

Add yours

  1. Biseylerden kacarken insan neye ihtiyaci oldugunu daha iyi bilir.. o kadar muhtaçtir ki şuphe duymaz.. yasadigi sey odur iste…kim ne derse desin unutamaz.. unutmadigi, kişi degil, hissiyattir aslinda..ic dunyaya uzanan yazilarinizi daha basarili buluyorum… etkili bir yazi..

    Liked by 3 people

  2. Anlatımınız çok güzel. “Texting Story” yazınızı okumuş ve çok beğenmiştim, fakat kitabınız olduğunu ve hikayeler serisi yazdığınızı az önce keşfettim. Beden Avcısı epey hoşuma gitti. Takipteyim. Elinize sağlık. (takip ediyor olmama rağmen “yeni yazı” e-postası gelmiyor sayfanızdan – bilginize)

    Liked by 1 kişi

    1. Cok tesekkurler, uyarınızı dikkate alacağım. ama inanın neden mail gelmediğini bilmiyorum. teknik konularda iyi olduğumu söyleyemem. belki takibi bırakıp tekrar takip ederseniz düzelir, emin değilim))))

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: